Yaş kırk küsur –şükür (!)-
daha yurt dışı görmemiş bir gurbetçi çocuğuyum
diye başlayan bir şiir yazacaktım pastiş
kanla yıkanmış misak-ı milli bedenime bakıp utandım
-şükür- olmadım hiç
harp yıllarında ağzını terk eden çürük bir diş
yine de dört gözle bekliyorum
4x4 tabutuma binip seyahat edeceğim günleri
bu hayale tutunarak yaşıyorum çoktan beri
öz vatanımız cennetse
yurt dışı oluverir doğduğumuz yer bile
ahhh gurbetçi ruhum her yanımız harp her yanımız harap
ağıt yakmak yakışmaz sana
ayrılık acısından silah yap
II
gezin bakalım gezin sizi gidi menfaatperest pu(ş)tlar sizi
ecnebi memleketler sizin, yiyin fonlar faizler
kara paralar sizin
eğlenin bir kuruş bile harcamadan rahibe kılıklı
metreslerinizle eğlenin
biliriz çakalsınız siz kurtsunuz ama bırakırsınız geride
kuzu izi
kim fark edecek sanki, kurumaya yüz tutmuş güller mi
polyester ruhunuzu bulunmaz Hint kumaşı diye satın
kim fark edecek sanki, ötmeyi unutmuş bülbüller mi
Türk bayrağı sallayıp ecnebi sloganları atın
el birliğiyle ne güzel bozdunuz edebi dili
bütün o karanlık beylerin Tanrı Hak ak pak ne varsa say
din iman, havyar şarap, şan şöhret, konak saray
bütün onların şer projeler, yavşak fikirler
intihallerle dolu ahlâksız entelektüel hayat
kerhanelerde doktora yapıp kahpeliğin kitabını yazan
liyakat, bütün onların
şirket-leşmiş dernekler holding-leşmiş vakıflar,
güzelim güneş ile ay
bütün onların hükümet devlet, dibine dek cehalet,
hazır hazır, kolay kolay
ahhh çocuklar, üzülmeyin, bolca Coca Cola Pepsi için
sonra işeyin üzerine hepsinin
Müslüman değil onlar
sosyalist değil onlar
insan değil onlar
biliriz, bizim Türk lirası lafımız para etmez onlara
Batıda eğitim almadık biz
çalışır onların kulakları gıcır mı gıcır dolar ve euroyla
kütüphaneden kaçıp kendimi atölyeye atsam mı
Türkiyemden “göz GEZ arpacık” adlı tüfek yapsam mı
Not:
“Hân-ı Yağma” şiirini aşırmış Fikret Hugo’nun
yazı masasından
sömürgeci Fransızlara acımamış, böyle alınır ironik intikam