İlk aşık ilkin ne fısıldadı sevdiğine
Sonraki aşıklar ne eklediler üstüne
Bunların hepsini okudum antolojilerde
Bense çok başka bir dil ile geldim sana
Boşlukta salınır tarife sığmayan sevdalar
Zaman aşımından muaf notasız şarkılar
Dillere lezzet verir anlatıldıkça o aşklar
Bambaşka bir hikâye ile geldim sana
Arkeolojik bir kazı alanı şimdi kalbim
Her katmandan fışkırır kayıp anılarım
Tozunu pasını siler içimde saklarım
Yepyeni mücevherlerle geldim sana
Ruhu arıyorlar bedenin iç köşelerinde
Seni bildim bileli ruhum tenden âzâde
Yine de bir gün açıp bakarlarsa içime
Baştan başa ruh kesilip geldim sana
‘İlk neden’ diyorlar göz atıyorlar her yere
Herkeste inme çabası en derin köklere
Seninle başlayıp yükseliyorum göklere
Avuçlarımda tohumlar geldim sana
Hızır çekilmiş merkeze izi tozu yok
Bir başımayım yollarda soranım yok
Bir gün varız bu dünyada bir gün yok
Hayat pınarını bulup da geldim sana