Gölgesini asmış bir kara adamsın sen
Dali seviyorsun, birazda WarhoL
Belki The Moon filmini hiç izlemedin
Dinleyemedin o adamın yeni çıkan bestelerini
Duvarda plaklar, başın dönüyor müziğin şiddetinden
Bir kadeh bir kadeh daha ve son kadehte karar veriyorsun
bu işin olabilirliğine
Ve bedeninin ölebilirliğine
Marlbora paketleri üzerindeki yazıları okurken yakalıyorsun
gözlerini
Umurunda değil dumanın bitmesi, sonsuza kadar içebilme hakkını kullanıyorsun
Gözlerinin gördüklerine inat yaşıyorsun
Her şeyin yazıldığı yukarı katlarda kaderini örenler sorsalardı, ölmenin lafını etselerdi
“Hayır !” derdin belki
Bırakıp gitmezdin sevdiklerini
Soğuklar başladı yine. İyice çekilmez oldu
gökyüzünü bize göstermeyen şehir
Düğmeler iliklendi sıkı sıkı, içine işlemesin diye ruzigar
Sevgililerin elleri buz kesiyorken cepler akla geldi
Şimdi gitme vakti diye düşündün, şimdi şu anda
Her şey bu kadar vurdumduymazken
Vur ve duyma hareketli kalabalığı
Git ve görme nasırlı ayakları
Çıbanlar büyütsün analar ve babalar hayırsız evlatları için
Gölgeni as ağaca, ipin ucunda bırak sallanan bedenini
Bak gör işte ne kadar kolay ölmek
Ve ne kadar zor yaşadım diyebilmek