Edebiyat – Düşünce Topluluğu

MAHMUT AKİF ALTUNDAL: KAYALAR MEZARLIĞINDA BÜLBÜL LAKIRDISI

•

•

Sana bir şiir yazılacak ise 
İşte onu ben yazarım
Dedi kara bülbül
Al yaşmaklı gonca sevdasına
Sonra Boğaziçi’nde
Bir ıslak çalı dibi
Sesleri vurdu suya

Pek benzer bir yanım yok
Doğunun âşıklarına
Ne bir atım var
Ne de bir çöl geçtim
Cefa bilmem
Çekmedim
Ama sen başka
Leyla’dan eksik nen var
Görmedim

Bir gece,
Bir gece parladı zeytin yaprakları
Herhalde Ayça vaktini şaşırmış
Bakışım kondu dallara
Ardında içi kara iki hüzme
Bilseler isyanı olurdu körlerin
Onlarmış
Avcıları imana getiren
Şu ahu gözlerin

Biçim biçim şiirler ona yazılır
Deliler hey hat eder avlularda
Bülbülün aşkını bağırır
Dinlemek istemezsen beni
Bahçende öten öğretmen sakalar
Bazen de Hüsnü Yusuf okur sana onları
Tam da bundan korkarım
Böyle sarhoş çıksam karşına
Elimdeki şişeyi alırsın
Alıp da kırar
Bin pare edersin
Kan kızıla boyarsın beni
İşin aslında
Sevgilim
Olan olsa
Ne olur
Biraz kan
Ama her paresi o olur

Allah’ın şairi sorar
Garip sesli, nedir derdin
Ne körpe yuva ne de gonca
Meczubum şair, Figân ona
Şuur sizedir
Şarap Banâ
Yürekten, emrelere
Selam ola

Koca şair, dinle beni
Bülbüller ölmez
Gören görmezdir yunus
Bunları bilmez

Sonra sen
Ey Gönlümün hulusu
Ayın en güzel hali, sanma
sende ararım huzuru

Onu esmer kızın ayaklarında buluruz
Senin gözlerinde Vedudu

Ondandır benim sarhoşluğum
Şaraptan değil
Ondandır bu garipliğim
Başkadan değil

Dedi ve sustu bülbül
Boş aşiyanında, soyundu tüylerinden
Çekirgelere bıraktı
Suyun ışıklar saçtığı
Sazlıkların ıslık çaldığı
Nazlı mâhın altında eylül geceyi